YOUTUBE LIST

italya seyahat / tatil müzik esnaf youtube

Kaç Kişi Ziyaret Etti?

Popüler Yayınlar

internet denizi

2 Mart 2012 Cuma

TRAFİK KAZALARI

TRAFİK KAZALARI 
Zaman Merceği Altında Direksiyonda Ölümün Anatomisi ! 

Trafik kazaları, dünyada insan hayatına son veren 4 hadise olan, 1. Çocuk ölümü, 2. Kanser, 3. Kaza ve 4. Kalp hastalıklarından biri olan “kazalar” grubuna girer. 
Kazaya bağlı ölümlerin 1/3 ini de trafik kazaları oluşturur. 
Türkiye’miz; istatistiklere girmeyenlerle, yaralı olarak kayıtlara geçtiği halde daha sonra ölenleri de eklersek, her yıl ortalama 10.000 insanını trafik kazalarında kaybetmektedir. 
Meselâ 1997’de kaza yerinde ölen 4.935, hastaneye kaldırılırken yolda ölen 1.115 kişiye hastanede ölen 3.533 kişiyi de eklersek, toplam olarak 9.583 kişi trafik kazalarında kaybedildiğini görürüz. 
Halbuki İstiklâl Savaşındaki şehit sayımız 10.885 kişidir. 
Eğer bir ülke, bir topyekün savaşta kaybedilen sayıda insanını her yıl trafik kazalarında kaybediyorsa, o ülkede bu konuda büyük bir “ihtilâlin” yapılması gerektiği izahtan varestedir. 
Kaynak : Türkiye’nin Trafik Düzeni/Prof. Dr. Rıdvan EGE 2000/ Ankara 

Dünyada ve Türkiye’de Kazalar 
Türkiye’de Trafik Kazaları, aşağıdaki küçük tabloda da görüleceği gibi, dünya ortalamalarına göre oldukça fazladır. 
Ülkemizdeki kazaların % 95’i sürücü hatalarından kaynaklanmaktadır. Kazalara sebebiyette insan unsurunun bu kadar yüksek olduğu bir başka ülke de yoktur. 
Bu demek oluyor ki Türk insanı; hem sorumsuz, hem dikkatsiz, hem duyarsız, hem de hesapsız bir davranış biçimi sergilemektedir. Bunun temelinde, eğitimden de öte, bencillik duygusunun yattığını söylemek daha mantıklı olur. 
Kişilik zafiyetinden kaynaklanan bu bencillik ve kendini haklı görme duygusu bizi, hatasını göremeyen, nasihat dinlemeyen, yaşanan tecrübelerden ve bunca kazadan ders alamayan bir millet yaptı. 
Kişilik zafiyeti diyoruz, zira her sahadaki yetişme tarzımız, “Vur, kır, parçala, bu maçı kazan” zihniyeti taşımaktadır. Başkalarına hak tanımayan bu karakter yapısı, kişiliği zayıf, özgüveni olmayan, olgunluk seviyesine ulaşamamış insanlarda bulunmaktadır. 
Okulda öğretmen insan hatalarına dayalı bir örnek verirken, camide imam, televizyonda bir uzman, çevremizdeki gün görmüşler aynı misâli verdiğinde biz, kendi yaptığımız hataları değil de hep yanımızdakilerin veya daha başkalarının hatalarını düşünürüz veya görürüz de, anlatılanlardan kendimize pay çıkarmayız, ders veya ibret almayız. 
Kısacası hatayı hep başkalarında ararız da kendi hatalarımızı görmez, görsek de kabûl etmeyiz. Dolayısıyla hatalarımızı düzeltme şansımızı böylece kaybetmiş oluruz. 
Bu kafa yapısı ile hareket edip, başkalarına saygı da göstermeyi aklımıza getirmediğimiz içindir ki, direksiyona geçince yayalara kızarız, arabadan inince şoförlere kızarız. 
Bu berbat karakter bizi dengeli olmaktan uzaklaştırır ve işte böylesine maskara da eder. 
Kaza yaptığımızda ise “eğer sağ kalmışsak” feryat figan bağırır, karşımızdakine saldırırız, karşımızdaki de bize. 
Hızlı gittiği için virajı alamayıp, takla atan sürücünün, kurtulduğunda hemen yolu yapanları suçladığını duyarsınız. Ama yol çizgilerinin ve dikkat etmediği işaret levhalarının ne işe yaradığını o anda ona soramazsınız. 
Otomobil. 
Otomobil çok güzel bir araçtır. Ama durduğu yerde, resim çektirirken güzeldir. Hareket ettiği andan itibaren o araç, herkes için adeta tehlikeli bir yaratıktır. Sürat arttıkça bu yaratık canavarlaşmaya başlar. 
Otomobil sağlamdır ama durduğu yerde sağlamdır. Hızlandığı oranda mukavemeti azalır. Belirli bir hızdan sonra çarpıştığında ise; yamulurken karton, keserken jilet, ezerken pres gibidir, unutmayalım. 
Eğer direksiyonunda oturan kişi onu aklı ile kullanmayı becerebiliyorsa o araç; hem güzeldir, hem güvenlidir, hem de sevimli bir dosttur. 
Trafik Kazası. 
Trafik kazasının tarifi bu güne kadar galiba doğru olarak yapılamadı. 
Trafik Kazası; insanların 100/500 tonluk bir pres altında parçalanarak ölmesidir. Burada değişen, sadece presin ağırlığıdır. Kıyma makinesi ile etin geçirdiği evre, bunun minimize edilmiş bir örneğidir. 
Aşağıda bir trafik kazasının, saniyeyi yüzlere bölebilen fotofiniş cihazı ile görüntülenmiş bir örneğini ibretle ve dehşet içinde birlikte izleyelim: 
Zaman Merceği Altında Direksiyonda Ölümün Anatomisi !!! 
Amerika ve Avrupa ülkelerinde uzun yıllardan beri bilim adamları, trafik kazalarının meydana geliş sebeplerini araştırmaktadırlar. 
Binlerce araç çarpma testlerine tabi tutulmakta, binlerce kaza raporu okunup, en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmekte, kaza yerleri tetkik edilmekte, kazadan arta kalan otonun ve cesetlerin parçaları titizlikle incelenmektedir. Tecrübeli kaza uzmanları bu çalışmalara iştirak etmekte, tıp eksperleri ayrıntılı otopsi raporları vermektedirler. 
Bütün bu çalışmaların ana hedefi, şüphesiz otoların dayanıklılığını ve yol emniyetini artırmaktır. Bu sayede trafik kazalarında ölüm nispetlerini azaltmaya bir katkıda bulunabilmenin mümkün olacağı hesaplanmaktadır. 
Şimdiye kadar erişilebilen çözümler arasında emniyet kemerlerini, özel sistemlerle geliştirilmiş direksiyon simitlerini, geliştirilmiş fren sistemlerini, ön tabloda bulunan cihazları kapsayan armatür aksesuarlarının yumuşatılmasını, kapı emniyet kilitlerinin daha da iyileştirilmesini sayabiliriz. 
Ancak bütün bu araştırmalarda ortaya çıkan bir gerçek vardır: İnsan denen zayıf varlığın, bir trafik kazasında, “bir saniyenin de altında” bir sürede öbür dünyaya göçtüğü ortamda, çelik-cam-saç-et-kemik-kan ve beyin parçalarının birbirine karıştığı dehşet verici manzaralar...! 

Biz burada, 90 Km. hızla seyretmekte olan bir otomobilin, yoldaki devasa bir ağaca çarpması sonucunda, “bir saniyenin birimleri içerisinde” sürücüsünün başına gelenleri aktarmak istiyoruz : 

Bir saniyenin birinci onda biri sürecinde: (6 Salise) 
Otonun tamponu ve radyatörün üstündeki kromajlı süsler kırılır, dağılan çelik parçaları ağacın gövdesine dört santim kadar saplanır. 

Bir saniyenin ikinci onda biri sürecinde: (12 Salise) 
Radyatör çerçevesi bükülüp, yukarı fırlar ve ön cama çarparak onu parçalar. Hızla dönmeye devam etmekte olan arka tekerlekler yukarı doğru yükselirler. Radyatör ufak parçalara ayrılır ve dağılır. Ön çamurluklar ağaca saplanır ve şasinin arka kısmı kapıları sıkıştırarak açılamaz hale getirir. Otonun ağır elemanları, bir fren gibi aracın ağırlığının merkezkaç kuvvetine etki yapmaya başlar. 
Aynı zaman sürecinde oto sürücüsünün vücudu öne doğru hamle yapar. Bu hamlenin sürati o anda; otonun kaza yapmadan evvel sahip olduğu sürate eşittir. Burada meydana gelen ağırlık, yer çekimi kuvvetinin yirmi katına eşittir ve santimetrekare başına l.400 (Bin dört yüz) kilogramdır. Bu esnada sürücünün bacakları bir baston gibi katılaşmış ve diz kapaklarından hemen kırılmıştır. 
Bir saniyenin üçüncü onda biri sürecinde: (18 Salise) 
Sürücü, koltuğunun üzerinde yükselmiştir ve vücudunun üst kısmı dik durumdadır. Kırılmış dizleri pedallara yaslanmıştır. Aynı anda direksiyonun plâstik ve çelik kısımları kıvrılmaya başlamıştır. Sürücünün başı güneş siperliğine yapışmış, göğüs kafesi direksiyona ve direksiyon miline, arkadan pres inmiş kadar sert şekilde yapışmıştır. 
Bir saniyenin dördüncü onda biri sürecinde: (24 Salise) 
Otonun ön kısmı 60 santimetre kadar içeri göçmüş durumdadır. Arka kısımlar bu anda arabayı 55 kilometre süratle ileriye itmektedir. Sürücü ise gene 90 kilometre bir hızla öne doğru itilmeye devam etmektedir. Motor bloğu yerinden koparak ağacın gövdesine bindirmiş, arabanın arka kısımları ise bir at gibi şaha kalkmış durumdadır. 
Bir saniyenin beşinci onda biri sürecinde: (30 Salise) 
Kaskatı kesilmiş olan sürücünün elleri yatay bir şekil almıştır. Hızın kuvveti sürücüyü direksiyonun miline doğru itmeye devam etmektedir. Mil, sürücünün göğsüne saplanmıştır. 
Bir saniyenin altıncı onda biri sürecinde: (36 Salise) 
Çarpmanın şiddeti o kadar kuvvetlidir ki, sürücünün ayakkabıları –ne kadar sıkı bağlanmış olursa olsun- ayaklardan fırlamıştır. Fren pedalı yerinden çıkmış, otonun şasisi ortadan bükülmüş ve bağlantı cıvataları kesilmiştir. Sürücünün başı otonun ön camına çarpmış ve parçalanmıştır. Otonun arka tarafı tekrar yere oturmuştur. Tekerlekler ise zemini kazıxxxxx dönmeye devam etmektedir. 
Bir saniyenin yedinci onda biri sürecinde: (42 Salise) 
Tüm otu tamamen deforme olmuş durumdadır. Menteşeler kırılmış, kapılar yerinden fırlamış veya preslenmiştir. Başı çamda parçalanan, direksiyon mili göğsüne saplanan sürücü ölmüştür. 
Geçen sürenin tamamı, bir saniyenin yedi onda biridir...! 
Kaynak: TRAFİK DÜNYASI (Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Yayını) 
Amerika’dan Derleyen: Sayın Vedat ERDENER 

İnsanın tüylerini diken diken eden bu yazıyı gasil hanedekilerle mezardakiler okuyamıyor. “Okuma Özürlülerimiz” zaten hiçbir şeyi okumuyor. Okuduğu hâlde ibret almayan “Anlama Özürlülerimiz” ise, adeta yerlerini ayırtmış, kendi sıralarını beklemektedirler. 
Bize düşen öncelikli görev bu zavallıları bıkıp usanmadan uyarmaktır. Eğer başarılı olamıyorsak onlardan uzak durmak, arabalarına binmemek gerekmektedir. 


BAZI ÜLKELERDE VE TÜRKİYE’DE 
TRAFİK KAZALARI 

100.000.000 TAŞIT/Km.ye DÜŞEN YARALANMA VE ÖLÜM 
ÜLKELER 100.000.000 
Taşıt/km. başına düşen yaralanma 100.000.000 
Taşıt/ km. başına 
Düşen ölüm 
Amerika 58 0.3 
İngiltere 60 1 
Almanya 51 1 
Fransa 27 1.9 
Japonya 111 1.4 
Türkiye 229 10 


OTOMOBİLİN GELİŞİMİ VE KAZALARIN BAŞLAMASI 
1771 de Fransız mühendisi ilk kez üç tekerlekli bir araç yaptı ve buna kendi kendisine hareket eden anlamında “Otomobil” adını verdi. 
Bu aracın yolda duvar delenlere çarpması sonucu oluşan ilk kaza trafik kazası olarak anılmaktadır. 
İngiltere de 1821 de ilk buharlı posta aracı ve sonra buharlı yangın söndürme aracı yapılmıştır. Bu aracın neden olduğu ölüm, dünyada ilk ölümü trafik kazası olarak belirlenmiştir. 
Trafik kazalarında alkol gibi birinci derece ilgili olan emniyet kemerlerinin de mecburi olarak kullanılır hale getirilmesi son 30 yılda gerçekleşmiştir. 
Bilindiği gibi aşırı alkol aldıktan sonra emniyet kemeri kullanmak; kazalarda yaralanma ve ölüm oranlarını % 30 ile % 40 kadar azaltmaktadır. 

KAZALARDA TAŞIMACILIĞIN ETKİLERİ 
Türkiye 1980’lerden sonra otoyol politikasına öncelik verdi ve demiryolunu 1950’den beri hep ihmâl etti. 
Tüm taşımacılığın Amerika da % 27.29 u karayoluyla, % 38.3 ü demiryoluyla yapılırken, bu oran Almanya’da karayolu % 58.2, demiryolu % 22 dir. 
Ülkemizde ise taşımacılığın % 95 karayolu ve % 4 ü demiryolu ile, % 1 i de denizyolu vb. şekilde yapılmaktadır. 
Kötü araç kullanma faktörünün yanında, taşımacılığın neredeyse tamamının karayolundan yapıldığı bir ülkede, elbette ki kazalar da kaza olmaktan çıkıp, katliam boyutlarına ulaşacaktır. 


KENDİNİZİ TEST EDİNİZ ! 
İyi ve güvenilir bir sürücü müsünüz? Bunu anlamak için hiç kendinizi test ettiniz mi? 
Eğer bunu yaparsanız, başkalarının ikaz ve uyarısına gerek kalmadan, herkesin güvenip, örnek aldığı, arabasını veya canını rahatça emanet edebileceği bir sürücü olabilirsiniz. 
Hepsi şoför olan, aklı başında, ağır başlı ve saygın dostlarınızla seyahat etmektesiniz. Arabayı siz kullanıyorsunuz. Dostlarınız da kendi aralarında sohbet ediyor. 
1. Kısa bir süre sonra muhabbet kesilip, herkes sus pus oldu mu? EVET/ HAYIR 
2. Ön koltukta oturan kişi ara sıra sağ ayağını aniden geriyor, ellerini konsola dayamak zorunda kalıyor, sonra da dönüp size doğru bakıyor mu? EVET/ HAYIR 
3. Fren yaptığınız zamanlarda, yanınızda oturan veya diğerleri hep içini çekiyor mu? EVET/HAYIR 
4. Viraja girdiğinizde arabadakiler, ellerinde olmadan kapılara doğru yaslanıyor ve tutunacak yer arıyorlar mı? EVET/ HAYIR 
5. Seyir hâlindeyken hepsi pür dikkat öndeki araçlara bakıyor mu? EVET/ HAYIR 
6. Her sollama yaptığınızda, geçtiğiniz araca dönüp bakıyorlar mı? EVET/HAYIR 
7. Sizi geçen araçlarının sürücü veya yolcuları el kol hareketleri yapıyor, ya da ikide bir de dönüp size bakıyorlar mı? EVET/HAYIR 
8. Kenara çekip durduğunuzda, arabadakiler derin bir nefes alıyor mu? EVET/HAYIR 
9. Sonraki seyahat plânlarında dostlarınız, sizin kullanacağınız araca binmekten imtina ettiklerini sezinliyor musunuz? EVET/HAYIR 
10. Bilhassa araçta yalnızken kalkış yaptığınız zamanlarda, etraftan el kaldıranlar, ters ters, ya da hayretle bakanlar oluyor mu? EVET/HAYIR 
Cevaplarda EVET sayısı eğer 10 ise siz, çok tehlikeli ve asla güvenilmez bir sürücüsünüz demektir. Bu evet sayılarını azalması da puanınızı yükseltmez, çünkü hepsi çok önemli. Zira şıklara göre ve sırası ile; 

1. Tehlikeli araç kullanıyorsunuz. Herkes içinden Kelime-î Şahadet getiriyor. 
2. Önde oturan hem ayakları ile, hem de elleri ile fren yapmaktadır. Zira bazen öndeki araca çok yaklaşıyorsunuz. 
3. Öndeki aracı çok yakından takip ediyor,ani ve sert fren yapmak zorunda kalıyorsunuz. 
4. Virajlara hızlı giriyor, insanları korkutuyorsunuz. 
5. Yakın takip yapmaya devam ediyorsunuz. Her an çarpabileceğinizden dolaTRAFİK KAZALARI 
Zaman Merceği Altında Direksiyonda Ölümün Anatomisi ! 

Trafik kazaları, dünyada insan hayatına son veren 4 hadise olan, 1. Çocuk ölümü, 2. Kanser, 3. Kaza ve 4. Kalp hastalıklarından biri olan “kazalar” grubuna girer. 
Kazaya bağlı ölümlerin 1/3 ini de trafik kazaları oluşturur. 
Türkiye’miz; istatistiklere girmeyenlerle, yaralı olarak kayıtlara geçtiği halde daha sonra ölenleri de eklersek, her yıl ortalama 10.000 insanını trafik kazalarında kaybetmektedir. 
Meselâ 1997’de kaza yerinde ölen 4.935, hastaneye kaldırılırken yolda ölen 1.115 kişiye hastanede ölen 3.533 kişiyi de eklersek, toplam olarak 9.583 kişi trafik kazalarında kaybedildiğini görürüz. 
Halbuki İstiklâl Savaşındaki şehit sayımız 10.885 kişidir. 
Eğer bir ülke, bir topyekün savaşta kaybedilen sayıda insanını her yıl trafik kazalarında kaybediyorsa, o ülkede bu konuda büyük bir “ihtilâlin” yapılması gerektiği izahtan varestedir. 
Kaynak : Türkiye’nin Trafik Düzeni/Prof. Dr. Rıdvan EGE 2000/ Ankara 

Dünyada ve Türkiye’de Kazalar 
Türkiye’de Trafik Kazaları, aşağıdaki küçük tabloda da görüleceği gibi, dünya ortalamalarına göre oldukça fazladır. 
Ülkemizdeki kazaların % 95’i sürücü hatalarından kaynaklanmaktadır. Kazalara sebebiyette insan unsurunun bu kadar yüksek olduğu bir başka ülke de yoktur. 
Bu demek oluyor ki Türk insanı; hem sorumsuz, hem dikkatsiz, hem duyarsız, hem de hesapsız bir davranış biçimi sergilemektedir. Bunun temelinde, eğitimden de öte, bencillik duygusunun yattığını söylemek daha mantıklı olur. 
Kişilik zafiyetinden kaynaklanan bu bencillik ve kendini haklı görme duygusu bizi, hatasını göremeyen, nasihat dinlemeyen, yaşanan tecrübelerden ve bunca kazadan ders alamayan bir millet yaptı. 
Kişilik zafiyeti diyoruz, zira her sahadaki yetişme tarzımız, “Vur, kır, parçala, bu maçı kazan” zihniyeti taşımaktadır. Başkalarına hak tanımayan bu karakter yapısı, kişiliği zayıf, özgüveni olmayan, olgunluk seviyesine ulaşamamış insanlarda bulunmaktadır. 
Okulda öğretmen insan hatalarına dayalı bir örnek verirken, camide imam, televizyonda bir uzman, çevremizdeki gün görmüşler aynı misâli verdiğinde biz, kendi yaptığımız hataları değil de hep yanımızdakilerin veya daha başkalarının hatalarını düşünürüz veya görürüz de, anlatılanlardan kendimize pay çıkarmayız, ders veya ibret almayız. 
Kısacası hatayı hep başkalarında ararız da kendi hatalarımızı görmez, görsek de kabûl etmeyiz. Dolayısıyla hatalarımızı düzeltme şansımızı böylece kaybetmiş oluruz. 
Bu kafa yapısı ile hareket edip, başkalarına saygı da göstermeyi aklımıza getirmediğimiz içindir ki, direksiyona geçince yayalara kızarız, arabadan inince şoförlere kızarız. 
Bu berbat karakter bizi dengeli olmaktan uzaklaştırır ve işte böylesine maskara da eder. 
Kaza yaptığımızda ise “eğer sağ kalmışsak” feryat figan bağırır, karşımızdakine saldırırız, karşımızdaki de bize. 
Hızlı gittiği için virajı alamayıp, takla atan sürücünün, kurtulduğunda hemen yolu yapanları suçladığını duyarsınız. Ama yol çizgilerinin ve dikkat etmediği işaret levhalarının ne işe yaradığını o anda ona soramazsınız. 
Otomobil. 
Otomobil çok güzel bir araçtır. Ama durduğu yerde, resim çektirirken güzeldir. Hareket ettiği andan itibaren o araç, herkes için adeta tehlikeli bir yaratıktır. Sürat arttıkça bu yaratık canavarlaşmaya başlar. 
Otomobil sağlamdır ama durduğu yerde sağlamdır. Hızlandığı oranda mukavemeti azalır. Belirli bir hızdan sonra çarpıştığında ise; yamulurken karton, keserken jilet, ezerken pres gibidir, unutmayalım. 
Eğer direksiyonunda oturan kişi onu aklı ile kullanmayı becerebiliyorsa o araç; hem güzeldir, hem güvenlidir, hem de sevimli bir dosttur. 
Trafik Kazası. 
Trafik kazasının tarifi bu güne kadar galiba doğru olarak yapılamadı. 
Trafik Kazası; insanların 100/500 tonluk bir pres altında parçalanarak ölmesidir. Burada değişen, sadece presin ağırlığıdır. Kıyma makinesi ile etin geçirdiği evre, bunun minimize edilmiş bir örneğidir. 
Aşağıda bir trafik kazasının, saniyeyi yüzlere bölebilen fotofiniş cihazı ile görüntülenmiş bir örneğini ibretle ve dehşet içinde birlikte izleyelim: 
Zaman Merceği Altında Direksiyonda Ölümün Anatomisi !!! 
Amerika ve Avrupa ülkelerinde uzun yıllardan beri bilim adamları, trafik kazalarının meydana geliş sebeplerini araştırmaktadırlar. 
Binlerce araç çarpma testlerine tabi tutulmakta, binlerce kaza raporu okunup, en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmekte, kaza yerleri tetkik edilmekte, kazadan arta kalan otonun ve cesetlerin parçaları titizlikle incelenmektedir. Tecrübeli kaza uzmanları bu çalışmalara iştirak etmekte, tıp eksperleri ayrıntılı otopsi raporları vermektedirler. 
Bütün bu çalışmaların ana hedefi, şüphesiz otoların dayanıklılığını ve yol emniyetini artırmaktır. Bu sayede trafik kazalarında ölüm nispetlerini azaltmaya bir katkıda bulunabilmenin mümkün olacağı hesaplanmaktadır. 
Şimdiye kadar erişilebilen çözümler arasında emniyet kemerlerini, özel sistemlerle geliştirilmiş direksiyon simitlerini, geliştirilmiş fren sistemlerini, ön tabloda bulunan cihazları kapsayan armatür aksesuarlarının yumuşatılmasını, kapı emniyet kilitlerinin daha da iyileştirilmesini sayabiliriz. 
Ancak bütün bu araştırmalarda ortaya çıkan bir gerçek vardır: İnsan denen zayıf varlığın, bir trafik kazasında, “bir saniyenin de altında” bir sürede öbür dünyaya göçtüğü ortamda, çelik-cam-saç-et-kemik-kan ve beyin parçalarının birbirine karıştığı dehşet verici manzaralar...! 

Biz burada, 90 Km. hızla seyretmekte olan bir otomobilin, yoldaki devasa bir ağaca çarpması sonucunda, “bir saniyenin birimleri içerisinde” sürücüsünün başına gelenleri aktarmak istiyoruz : 

Bir saniyenin birinci onda biri sürecinde: (6 Salise) 
Otonun tamponu ve radyatörün üstündeki kromajlı süsler kırılır, dağılan çelik parçaları ağacın gövdesine dört santim kadar saplanır. 

Bir saniyenin ikinci onda biri sürecinde: (12 Salise) 
Radyatör çerçevesi bükülüp, yukarı fırlar ve ön cama çarparak onu parçalar. Hızla dönmeye devam etmekte olan arka tekerlekler yukarı doğru yükselirler. Radyatör ufak parçalara ayrılır ve dağılır. Ön çamurluklar ağaca saplanır ve şasinin arka kısmı kapıları sıkıştırarak açılamaz hale getirir. Otonun ağır elemanları, bir fren gibi aracın ağırlığının merkezkaç kuvvetine etki yapmaya başlar. 
Aynı zaman sürecinde oto sürücüsünün vücudu öne doğru hamle yapar. Bu hamlenin sürati o anda; otonun kaza yapmadan evvel sahip olduğu sürate eşittir. Burada meydana gelen ağırlık, yer çekimi kuvvetinin yirmi katına eşittir ve santimetrekare başına l.400 (Bin dört yüz) kilogramdır. Bu esnada sürücünün bacakları bir baston gibi katılaşmış ve diz kapaklarından hemen kırılmıştır. 
Bir saniyenin üçüncü onda biri sürecinde: (18 Salise) 
Sürücü, koltuğunun üzerinde yükselmiştir ve vücudunun üst kısmı dik durumdadır. Kırılmış dizleri pedallara yaslanmıştır. Aynı anda direksiyonun plâstik ve çelik kısımları kıvrılmaya başlamıştır. Sürücünün başı güneş siperliğine yapışmış, göğüs kafesi direksiyona ve direksiyon miline, arkadan pres inmiş kadar sert şekilde yapışmıştır. 
Bir saniyenin dördüncü onda biri sürecinde: (24 Salise) 
Otonun ön kısmı 60 santimetre kadar içeri göçmüş durumdadır. Arka kısımlar bu anda arabayı 55 kilometre süratle ileriye itmektedir. Sürücü ise gene 90 kilometre bir hızla öne doğru itilmeye devam etmektedir. Motor bloğu yerinden koparak ağacın gövdesine bindirmiş, arabanın arka kısımları ise bir at gibi şaha kalkmış durumdadır. 
Bir saniyenin beşinci onda biri sürecinde: (30 Salise) 
Kaskatı kesilmiş olan sürücünün elleri yatay bir şekil almıştır. Hızın kuvveti sürücüyü direksiyonun miline doğru itmeye devam etmektedir. Mil, sürücünün göğsüne saplanmıştır. 
Bir saniyenin altıncı onda biri sürecinde: (36 Salise) 
Çarpmanın şiddeti o kadar kuvvetlidir ki, sürücünün ayakkabıları –ne kadar sıkı bağlanmış olursa olsun- ayaklardan fırlamıştır. Fren pedalı yerinden çıkmış, otonun şasisi ortadan bükülmüş ve bağlantı cıvataları kesilmiştir. Sürücünün başı otonun ön camına çarpmış ve parçalanmıştır. Otonun arka tarafı tekrar yere oturmuştur. Tekerlekler ise zemini kazıxxxxx dönmeye devam etmektedir. 
Bir saniyenin yedinci onda biri sürecinde: (42 Salise) 
Tüm otu tamamen deforme olmuş durumdadır. Menteşeler kırılmış, kapılar yerinden fırlamış veya preslenmiştir. Başı çamda parçalanan, direksiyon mili göğsüne saplanan sürücü ölmüştür. 
Geçen sürenin tamamı, bir saniyenin yedi onda biridir...! 
Kaynak: TRAFİK DÜNYASI (Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Yayını) 
Amerika’dan Derleyen: Sayın Vedat ERDENER 

İnsanın tüylerini diken diken eden bu yazıyı gasil hanedekilerle mezardakiler okuyamıyor. “Okuma Özürlülerimiz” zaten hiçbir şeyi okumuyor. Okuduğu hâlde ibret almayan “Anlama Özürlülerimiz” ise, adeta yerlerini ayırtmış, kendi sıralarını beklemektedirler. 
Bize düşen öncelikli görev bu zavallıları bıkıp usanmadan uyarmaktır. Eğer başarılı olamıyorsak onlardan uzak durmak, arabalarına binmemek gerekmektedir. 


BAZI ÜLKELERDE VE TÜRKİYE’DE 
TRAFİK KAZALARI 

100.000.000 TAŞIT/Km.ye DÜŞEN YARALANMA VE ÖLÜM 
ÜLKELER 100.000.000 
Taşıt/km. başına düşen yaralanma 100.000.000 
Taşıt/ km. başına 
Düşen ölüm 
Amerika 58 0.3 
İngiltere 60 1 
Almanya 51 1 
Fransa 27 1.9 
Japonya 111 1.4 
Türkiye 229 10 


OTOMOBİLİN GELİŞİMİ VE KAZALARIN BAŞLAMASI 
1771 de Fransız mühendisi ilk kez üç tekerlekli bir araç yaptı ve buna kendi kendisine hareket eden anlamında “Otomobil” adını verdi. 
Bu aracın yolda duvar delenlere çarpması sonucu oluşan ilk kaza trafik kazası olarak anılmaktadır. 
İngiltere de 1821 de ilk buharlı posta aracı ve sonra buharlı yangın söndürme aracı yapılmıştır. Bu aracın neden olduğu ölüm, dünyada ilk ölümü trafik kazası olarak belirlenmiştir. 
Trafik kazalarında alkol gibi birinci derece ilgili olan emniyet kemerlerinin de mecburi olarak kullanılır hale getirilmesi son 30 yılda gerçekleşmiştir. 
Bilindiği gibi aşırı alkol aldıktan sonra emniyet kemeri kullanmak; kazalarda yaralanma ve ölüm oranlarını % 30 ile % 40 kadar azaltmaktadır. 

KAZALARDA TAŞIMACILIĞIN ETKİLERİ 
Türkiye 1980’lerden sonra otoyol politikasına öncelik verdi ve demiryolunu 1950’den beri hep ihmâl etti. 
Tüm taşımacılığın Amerika da % 27.29 u karayoluyla, % 38.3 ü demiryoluyla yapılırken, bu oran Almanya’da karayolu % 58.2, demiryolu % 22 dir. 
Ülkemizde ise taşımacılığın % 95 karayolu ve % 4 ü demiryolu ile, % 1 i de denizyolu vb. şekilde yapılmaktadır. 
Kötü araç kullanma faktörünün yanında, taşımacılığın neredeyse tamamının karayolundan yapıldığı bir ülkede, elbette ki kazalar da kaza olmaktan çıkıp, katliam boyutlarına ulaşacaktır. 


KENDİNİZİ TEST EDİNİZ ! 
İyi ve güvenilir bir sürücü müsünüz? Bunu anlamak için hiç kendinizi test ettiniz mi? 
Eğer bunu yaparsanız, başkalarının ikaz ve uyarısına gerek kalmadan, herkesin güvenip, örnek aldığı, arabasını veya canını rahatça emanet edebileceği bir sürücü olabilirsiniz. 
Hepsi şoför olan, aklı başında, ağır başlı ve saygın dostlarınızla seyahat etmektesiniz. Arabayı siz kullanıyorsunuz. Dostlarınız da kendi aralarında sohbet ediyor. 
1. Kısa bir süre sonra muhabbet kesilip, herkes sus pus oldu mu? EVET/ HAYIR 
2. Ön koltukta oturan kişi ara sıra sağ ayağını aniden geriyor, ellerini konsola dayamak zorunda kalıyor, sonra da dönüp size doğru bakıyor mu? EVET/ HAYIR 
3. Fren yaptığınız zamanlarda, yanınızda oturan veya diğerleri hep içini çekiyor mu? EVET/HAYIR 
4. Viraja girdiğinizde arabadakiler, ellerinde olmadan kapılara doğru yaslanıyor ve tutunacak yer arıyorlar mı? EVET/ HAYIR 
5. Seyir hâlindeyken hepsi pür dikkat öndeki araçlara bakıyor mu? EVET/ HAYIR 
6. Her sollama yaptığınızda, geçtiğiniz araca dönüp bakıyorlar mı? EVET/HAYIR 
7. Sizi geçen araçlarının sürücü veya yolcuları el kol hareketleri yapıyor, ya da ikide bir de dönüp size bakıyorlar mı? EVET/HAYIR 
8. Kenara çekip durduğunuzda, arabadakiler derin bir nefes alıyor mu? EVET/HAYIR 
9. Sonraki seyahat plânlarında dostlarınız, sizin kullanacağınız araca binmekten imtina ettiklerini sezinliyor musunuz? EVET/HAYIR 
10. Bilhassa araçta yalnızken kalkış yaptığınız zamanlarda, etraftan el kaldıranlar, ters ters, ya da hayretle bakanlar oluyor mu? EVET/HAYIR 
Cevaplarda EVET sayısı eğer 10 ise siz, çok tehlikeli ve asla güvenilmez bir sürücüsünüz demektir. Bu evet sayılarını azalması da puanınızı yükseltmez, çünkü hepsi çok önemli. Zira şıklara göre ve sırası ile; 

1. Tehlikeli araç kullanıyorsunuz. Herkes içinden Kelime-î Şahadet getiriyor. 
2. Önde oturan hem ayakları ile, hem de elleri ile fren yapmaktadır. Zira bazen öndeki araca çok yaklaşıyorsunuz. 
3. Öndeki aracı çok yakından takip ediyor,ani ve sert fren yapmak zorunda kalıyorsunuz. 
4. Virajlara hızlı giriyor, insanları korkutuyorsunuz. 
5. Yakın takip yapmaya devam ediyorsunuz. Her an çarpabileceğinizden dolayı insanlar tedirgin. 
6. Solladığınız aracı aynadan görmeden, tehlikeli şekilde hemen sağ şeride geçmektesiniz. 
7. Çok tehlikeli araç kullandığınızdan dolayı, hiç şüpheniz olmasın ki, hakkınızda kötü düşünüyorlar, kötü sözler söylüyorlar. 
8. Hepsi yaşadığına şükrediyor. 
9. Bir daha sizin aracınıza binmemeye hepsi kırk yemin etti. Tüm yakın dostlarını “lâf aramızda” kaydı ile uyaracaklardır.
10. Yine hakkınızda kötü konuşuluyor. Zira, ani ve gürültülü kalkış yaptınız. 
Sonuç: 
Bu davranışlarınız devam ettiğinden dolayı Çevrenizdeki ve dostlarınız arasındaki itibarınız her bakımdan sıfır olmak üzere olduğunu unutmayınız. 
Bundan kurtulmak için kendinize bir çekidüzen vermeniz, ya da yakın bir zamanda bu siteyi ziyaret etmeniz gerekmektedir. 
yı insanlar tedirgin. 
6. Solladığınız aracı aynadan görmeden, tehlikeli şekilde hemen sağ şeride geçmektesiniz. 
7. Çok tehlikeli araç kullandığınızdan dolayı, hiç şüpheniz olmasın ki, hakkınızda kötü düşünüyorlar, kötü sözler söylüyorlar. 
8. Hepsi yaşadığına şükrediyor. 
9. Bir daha sizin aracınıza binmemeye hepsi kırk yemin etti. Tüm yakın dostlarını “lâf aramızda” kaydı ile uyaracaklardır.
10. Yine hakkınızda kötü konuşuluyor. Zira, ani ve gürültülü kalkış yaptınız. 
Sonuç: 
Bu davranışlarınız devam ettiğinden dolayı Çevrenizdeki ve dostlarınız arasındaki itibarınız her bakımdan sıfır olmak üzere olduğunu unutmayınız. 
Bundan kurtulmak için kendinize bir çekidüzen vermeniz, ya da yakın bir zamanda bu siteyi ziyaret etmeniz gerekmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar